|
UTANMA

Toplum içerisinde kişilerin davranışlarını düzenleyen yazılı
olmayan kurallar vardır. İnsanlar bu kurallara uyar ve kabul görmek ister.
Yani, toplumda iyi izlenim bırakma isteği vardır. Kimse beceriksiz ve
yetersiz gözükmek istemez. .
Utanma duygusunun kaynağı ise budur. Yani, BAŞKALARINA OLUMLU
İZLENİM BIRAKAMAMADIR. Bu durum olumlu izlenim bırakma isteğimiz ile ters
düşer ve utanırız. Burada başkalarının görüşlerine, izlenimlerine ve tepkilerine
aşırı değer verme vardır.
Buradaki önemli noktalardan birisi ise KASITSIZ olarak kurallar
çiğnendiğinde utanma oluşmaktadır. Kasıtlı olarak kurallara uyulmadığıda
utanma duygusu olmaz ( örneğin psikopatlarda...).
Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü önemseme sosyal
açıdan kabul edilebilir bir tavırdır. Empati kurduğumuz ve onların fikirlerine
saygı gösterdiiimiz anlamına gelir. Ama başkalarının ne düşündüğünün aşırı
önemsenmesi KAYGI, ENDİŞE ve KARARSIZLIK yaratır. Bu da daha çok utanç
duymamıza neden olur.
Utanmış Yüz İfadesi
Utanınca endişe ve tedirginlik olur.
Utanınca : . Kaslar gerginleşir ve titreme, sallanma ve
yerinde duramama olur.
Bakışlarımızı kaçırırız. Bu durum kaçma isteğinin göstergesidir
.
Söylediklerimize dikkat ederiz ve kekeleme olabilir .
Gülümser ya da kahkaha atarız .
En önemli parça ise YÜZ KIZARMASIDIR.
Burada dikkatimizi olayın kendisine ve bedenimizdeki ve
davranışlarımızdaki değişikliklere veririz.
Bir pot kırma durumunda dikkatimizi o olaya veririz. Olayı
utanç verici olarak değerlendiririz ve bu duygu biz de kıpırdama , yüz
kızarması ve kekeleme gibi davranış değişikliklerine yol açar. Kişi bedeninde
ki bu değişimleri fark edince gerilim daha da artar ve utanç duygusu daha
da yoğunlaşır. Eğer o anda dikkatimizi başka bir yere çevirmeyi başarabilirsek,
o duygu giderek azalır. Bu tedavinin temelidir.
KRONİK YÜZ KIZARMASI
Burada açıkça işlenmiş olan bir toplumsal kaza ve pot kırma
olmaksızın utanç duygusu ortaya çıkar. Yani olması gereken tek şey, İNSANLARIN
VARLIĞIDIR.

Kişi yüzünün kızardığını hissettiğinde, acaba fark ettiler
mi, acaba nasıl tepki verecekler diye düşünür. Sonra fark ettiklerini
düşünür ve neden yüzümün kızardığını fark edecekler diye düşünceleri devam
eder. Bu durumu utanç verici olarak değerlendirir. Giderek daha da yüzünün
kızardığını düşünür ve korku daha da artar ve kısır döngü başlar.
Bu kişiler:
1) Fizyolojik olarak duyarlı olabilirler.
2) Yüzlerinin kızarması diğer insanlara göre daha belirgin
olabilir
3) Bu kişiler kendi düşüncelerine ve bedensel tepkilerine
daha çok odaklanıyor olabilir
4) Yüzlerinin kızarma olasılığı korkusu ile yüzlerinin
gerçekten kızarma olasılığını eş tutuyor olabilirler.
Yani kronik yüz kızarması olanlar, kendi bedensel tepkilerine
daha duyarlıdırlar. Bu kişiler dikkatlerini vücudunun tepkilerine yöneltirler.
Sonra yüzlerinin kızarma olasılığından korkmaya başlarlar. ( Belki de
bu tepki kimsenin dikkatini çekmemiştir. Utanç duygusunu hisseden tek
kişi, kişinin kendisi olabilir. )
Öz bilinç : .
Bazı insanların öz bilinçleri diğer insanlara göre daha
çok gelişmiştir.
1. Kişisel Öz bilinç: Yani kişinin kendi görünmeyen
duygu ve düşüncelerine yönelik farkındalığıdır.
2. Toplumsal Öz bilinç: Gözlemlenebilir toplumsal
davranışlarımıza yönelik farkındalıktır.
Toplumsal öz bilinç diğer insanların bizim hakkımızda ne
düşündükleri ile ilgilidir ve başkalarında iyi izlenim bırakma endişesine
neden olur. Bu durum hassas insanlarda kaygıya yol açabilir.
Sosyal açıdan utangaç ve kolayca utanabilen kişiler, toplumsal
öz bilince sahiptirler.
Yani BAŞKA İNSANLARIN NE DÜŞÜNDÜĞÜ KONUSUNDA ENDİŞELENMEK,
Kronik yüz kızarmasının önemli bir parçasıdır. . Ayrıca kişilerin kendi
tepkilerine aşırı odaklanması da önemlidir.
Kendi düşünce ve davranışlarımızla ve başkalarının hakkımızdaki
düşünceleri ile ne kadar ilgiliysek, endişe ve kaygımız o kadar artar.
Kişi bu kaygıyı yaşamamak için standartlarını yüksek tutar. Yani hata
yapmak istemez ve mükemmeliyetçilik için uğraşır. Tabii ki bu da zordur.
Bu standartları yakalayamayınca endişe ve kaygı artar. Bu da kişinin heyecanını
artırır. Heyecan arttıkça da yüz kızarması artar. Yüz kızarması arttıkça
ise endişemiz artar, bu da kişiyi umutsuzluğa sürükler ve sosyal içe kapanma
ve izolasyona neden olur.
FİZYOLOJİ:
Yüz kızarması genellikle yüzde, alında ve kulaklarda görülür,
bu duruma çarpıntı, terleme, titreme benzeri panik durumu eşlik edebilir.
Yüz kızarması başkaları ile bir araya gelindiğinde tetiklenen
duygusal tepkinin bir parçasıdır. Bu tepkide vücut ısısı artar ve soğurken
de kızarma olur.
Beyin utanç verici bir durumu belirleyince Adrenalin hormonu
ve sempatik sistem aktive olur. Bu sayede kaslara kan akışı artar ve cilt
içi damarları büzer ve ciltte kan azalır (korktuğumuzda bembeyaz olmamızın
nedeni budur). Ayrıca kalp hızı ve nefes hızı artar.
Yüz kızarması, burada bunalma hissine verilen normal bir
tepkidir. Yani, yüz kızarması ile vücut serinlemeye çalışır. Yani yüz
kızarması normal bir tepkidir. Egzersiz , sıcak oda ve insanların hakkımızda
ne düşündüğü şeklinde endişeli durumlarda vb.. durumlarda vücut ısısı artar. Vücut ısıyı düşürmek için cilt damarlarında geniileme yapar ve
YÜZ KIZARIR. Ayrıca ısıyı düşürmek için TERLEME de gereklidir.
Yani vücut, ısı ayarını TERLEME ve YÜZ KIZARMASI ile yapar.
Aslında sosyal ortamlarda yüz kızarması ve terleme vücudun görevini normal
yerine getirdiğinin göstergesidir.
Yüz kızarması herkesin yaşayabileceği normal bir süreçtir.
Sosyal ortamlarda ortaya çıkan yüz kızarması her ne kadar kişilere rahatsızlık
verse de, ama bu insanların çoğu bunu önemsemez. Önemseyenler ise bu normal
işlevi anormal olarak değerlendirip kendi korkularını daha da artıranlardır.
Kimlerin yüzü kızarır?
Yüz kızarması utangaç ve içe dönük insanlarda daha sıktır.
Aslında ergenlikte yüz kızarması sorunu sıktır. Ama bu sorun
çoğu kişi de ergenlik sonrası aşılır. Bazı hassas kişilerde ise devam
eder.
İnsan yaşamında ise 5 yaşından itibaren yüzümüz kızardığında
başkalarının nasıl tepki verdiklerini kavramaya başlarız. Doğru olmayan
davranışlar utanç vericidir. Yüz kızarması da bu utancın göstergesidir,
diye düşünce biçimi yerleşir. Böylece utanma ve yüz kızarması hissinden
kaçınmaya başlarız.
Yaşımız ilerledikçe yüz kızarması azalır. Yaş ilerledikçe
hem kendimize yönelik farkındalığımız artar. Hem de başkalarının hakkımızdaki
düşüncelerine yönelik ilgimiz azalır ve önemsememiz artar.
Ama bazı insanlarda ise yüz kızarması devam eder. Bu
kişilerde sosyal yetersizlik duygusu baskındır. Bu duygunun psikoterapi
ortamında değerlendirilmesi ve çarpıtılmış düşüncelerin yarattığı duyguların
konuşulması önemlidir.
KENDİNE GÜVEN KAZANMAK

Yüz kızarması-kendine güvensizlik kısır döngüsü yukarıda
ki şekilde verilmiştir. Bir kez yüzümüz kızarsın, hep aynı şeyin tekrarlanacağı korkusu başlar. Bu şekilde düşünmek kendimize güvenimizi zaman içerisinde
tamamen kaybettirir. Bu durumu tersine çevirmekte mümkündür. Kendimize
güvenimiz arttıkça yüzümüzün kızaracağı endişesi azalır.
Kendimize Güven Kazanmak İçin Atılması Gereken Adımlar:
1)Kendinize karşı olumlu olun: . Güçlü ve zayıf yönlerinizi
tanıyın. Güçlü yönlerinizi ve başarılarınızı ön plana çıkarın. Siz sadece
zayıf yönlerden oluşmuyorsunuz . Yüzünüzün kızarması başkalarının dikkatini
çeken tek özelliğiniz değildir.
Bir konuda başarılı olduğunuzda bunu es geçmeyin. Kendinizi
ödüllendirmeyi öğrenin.
2) Başkalarının tepkilerine karşı olumlu olma . Dikkatin
her zaman üzerinizde olduğunu düşünmeyin.
İnsanların aklından sizinle ilgili neler geçtiğini de düşünmeyin.
Çünkü insanların ne düşündüğünü bilme şansınız yoktur.
İnsanların düşünce ve davranışlarını her zaman olumsuz yönde
değerlendirmeyin. İnsanlar yorum yapsa bile başkalarının görüşleri yüzünden
kendinizi suçlamayın.
Duygusal yaralanmalar sizi endişelendirmesin. Darbe alsanız
bile, hayatın devamı daha güzel olabilir.
Övgü ve iltifatları kabul edin.
3) Yaşamımızı kontrol altında tutma . Kendinize kısa ve
uzun vadeli hedefler koyun. Hedefe ulaşmak için her attığınız adımda kendinizi
ödüllendirin.
Siz olayları sadece yaşayan pasif bir nesne ya da bir robot
değilsiniz. Yaşamın sizi ıskalamasına izin vermeyin. Çaba ile her şeyi
değiştirebilirsiniz.
TEDAVİ
1) İlaçla Tedavi:
İlaçlar kısa süreli yüz kızarmasına iyi gelebilir, ama uzun
dönemde bu etki kaybolmaktadır.
Kronik yüz kızarmasında ise ilaçların etkinliği kısıtlıdır.
2) CERRAHİ TEDAVİ:
Bu ameliyatın yan etkileri çok fazla ve sonuçları ise yüz
güldürücü değildir. Bu ameliyatı geçirmiş olanlarda yemek yerken yüzde
ve vücutta terleme ve kızarma vb.. yan etkiler oluşmaktadır.
3) PSİKOTERAPİ :
Oldukça etkindir ve kişinin yüz kızarmasına verdiği anlam
ve yaşadığı duyguların nedenini anlaması çok işe yaramaktadır.
YÜZ KIZARMASI İLE BAŞETMENİN PÜF NOKTALARI
1. İlk adım sorunun ne olduğunu anlamaktır. Yani yüz kızarması sadece bedensel bir olay değildir. Yüz kızarması ile ilgili düşünce biçimlerimizin
bilinmesi önemlidir.
2. Kendi davranışlarımıza ve başkalarının düşüncelerine
yönelik odaklanmamız azalırsa yüz kızarma endişesi de azalacaktır.
3. Yüz kızarmasını gizlemek zordur. Çözüm ise sizin içinizde
yatmaktadır. Yani bakış açımızın değişmesi önemlidir.
4. Her insan farklıdır. Kendimize uygun tepkiyi seçmek önemlidir.
5. Gevşeme egzersizlerini öğrenin.
6. Kızarabileceğiniz düşüncesine yönelik otomatik ve çarpıtılmış
düşünceleri tanıyın.
7. Bu düşünceler ne kadar gerçekçi ve ne kadar yararlı,
bunu düşünün.
8. Aşırı genellemelerden kaçının
9. "Ya hep, ya hiç"ve "kesin olmalı.."
tarzı düşüncelerden kaçının
10. Olumlu içsel konuşma geliştirin.
11. Bu düşünceden uzaklaşma
teknikleri uygulayın.
12. Kendinizin ve başkalarının tepkilerine karşı olumlu
olun.
EN ÖNEMLİSİ İSE BİR PSİKİYATRİ UZMANINDAN PSİKOTERAPİ
DESTEĞİ ALMANIZDIR.
Kaynaklar : 1)Yüz Kızarmasının Önüne Geçin, Prof. Dr. Robert
J. Edelmann
KİTAP TAVSİYESİ
YÜZ KIZARMASININ ÖNÜNE GEÇİN Prof.
Dr. Robert J. Edelmann HYB Yayıncılık .
|