06 Eylül 2010 Pazartesi  
 
Rahatsızlığınız
 
 
SOSYAL FOBİ BELİRTİLERİ ve BULGULARI       

SOSYAL FOBİ

Sosyal fobik bireyler için en çok kaygı verici ortam ve aktiviteler şunlardır:
. Kalabalık önünde konuşmak,
. Başkalarıyla birlikte yemek yiyip bir şeyler içmek,
. Başkalarının önünde yazı yazmak veya imza atmak,
. Toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmek,
. Sırada beklemek,
. Alış-veriş yapmak,
. Kalabalık önünde telefon açmak
. Genel tuvaletleri kullanmak

KLİNİK ÖZELLİKLER
  Sosyal fobide temel patoloji, sosyal ortamlarda ya da performans gösterilmesi beklenen durumlarda, bireyin, aşağılanmasına veya utanç duymasına neden olabilecek biçimde bir davranış göstereceğine ilişkin belirgin ve inatçı bir korku duymasıdır. Bu korku ve sonucunda oluşan kaçınma davranışları, bireyin iş, sosyal ve özel yaşamını kısıtlamaktadır.


Sosyal fobi belirgin yeti yitimine neden olan kronik bir hastalık olup, bazı bilişsel, davranışsal ve fizyolojik özellikler gösterir. Hastalığın fizyolojik belirtileri, diğer anksiyete bozukluklarının belirtilerine benzer.. 87 hasta ile yapılan bir çalışmada en sık görülen somatik belirtiler şöyle saptanmıştır: çarpıntı (% 79), titreme (% 75), terleme (% 74),  gerginlik (% 64), midede rahatsızlık hissi (% 63), ağız kuruluğu (% 61).
Belirtiler ve bulgular

          SOSYAL KORKU
         
            İnsanlar tarafından izlenebileceği veya denetlenebileceği yerlerde bulunmaktan korkma şeklinde ortaya çıkar. Korku yanlış bir şey söyleme,sesinin titremesi, ellerinin terlemesi veya titremesi veya insanlar tarafından tenkit edilebilecek her hangi bir davranışta bulunarak rezil olmaya yöneliktir.İnsanlar tarafından incelenme korkusu çevresinde gelişir. Bu korku bazı sosyal durumlara sınırlı olabildiği gibi ( örn. topluluk içinde yemek yeme, topluluk karşısında konuşma, karşı cinsle ilişkiler  vb.) tüm sosyal ortamlara yaygın da olabilir.

             Anksiyete / panik atağı: Korkulan toplumsal durumla karşılaşıldığında ortaya çıkar yani duruma bağlıdır.Yüz kızarması, el titremesi,bunaltı veya ani idrar çıkarma hissi gibi bir kısım anksiyete belirtileri ile gidebildiği gibi tam bir panik atağının belirti kümesi ve şiddetinde de olabilir.
             KAÇINMA DAVRANIŞI

             Kişiler toplum içinde utanılıcak duruma düşmek ve tenkit edilmekten  çekindikleri yada bu durumda ortaya çıkan anksiyete atağından kaygılandıkları için çözümü bu tür ortamlara girmemekte ararlar. Tüm  kaçınma davranışları gibi bu kaçınma da başlangıçta bir miktar rahatlama sağlayabilir ancak sorun olan ortamlar yaygınsa kaçınmalar işlevselliği giderek tümüyle yok eder.
              Sosyal fobinin belirtileri değerlendirilirken, normal bir kişilik özelliği olan çekingenlik mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bu iki durum arasında belirtilerin şiddeti, yükü, işlevselliği etkilenme düzeyi açısından belirgin farklılık vardır. Ayrıca SOSYAL FOBİ’de yaşanan korkunun aşırı ve mantıksız olduğu bilinir. Halbuki çekingen kişilik özelliği olanlar yaşadıklarını aşırı değil, tanıdıkları ve alışık oldukları özellikler olarak tanımlarlar. Bu tür özelliklerinden yakınsalar bile onları ‘beğenmedikleri karakter özellikleri’ olarak kabul etmeye meyillidirler. Sosyal Anksiyete Bozukluğu uzun bir süreç olduğu için kişi ve yakınları tarafından kişilik özelliği de sanılabilir ve bu yüzden tedavi yardımı aranmayabilir.
             Sosyal Fobi Tanı Kararı İçin
1) İnsanların kendisini inceleyebileceği ve eleştirebileceği ortamlarda bulunmaktan belirgin derecede korku olmalıdır.
2) Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman duruma bağlı  bir anksiyete / panik atağıyla sonuçlanmalıdır.
3) Kaçınma davranışı ve işlev kaybı ortaya çıkmış olmalıdır.
4) Belirtiler genel bir medikal hastalık, bir madde kullanımı yada başka bir psikiyatrik bozuklukla daha iyi açıklanamamalıdır.

 Tremofobi (titreme korkusu): Toplum içinde yeme ve içme ( çorba, çay, kahve) ya da bir kağığı imzalama sorun olabilir. Titreyen ellerinin dikkat çekmesinden korkarlar.
Hidrosofobi (terleme korkusu):  İlgi odağı olduğunda ya da telefon görüşmelerinde sorun olabilir.
Eritrofobi: Yüz kızarması korkusudur. Günlük sosyal ilişkilerini etkiler.
Kişi bu korkularını yatıştırmak için alkol alır ve zaman içinde alkolik olabilir.
            
Sosyal fobik bireyler için en çok kaygı verici ortam ve aktiviteler şunlardır: kalabalık önünde konuşmak, başkalarıyla birlikte yemek yiyip bir şeyler içmek, başkalarının önünde yazı yazmak veya imza atmak, toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmek, sırada beklemek, alış-veriş yapmak, kalabalık önünde telefon açmak ve genel tuvaletleri kullanmak.
              Çekingen kişilik bozukluğunun bilişsel ve davranışsal özellikleri sosyal fobiyi oldukça benzerlik göstermektedir. Çekingen kişilik bozukluğunun eşlik ettiği yaygın sosyal fobi ile eşlik etmediği yaygın sosyal fobi, kaçınma davranışları ve performans kaygısı ölçütleri yönünden önemli bir farklılık göstermemektedir..
       
     Sosyal fobiklerin tipik davranış biçimleri şöyle özetlenebilir:

  1. Kişinin ilgi ve dikkatinin kendisi üzerine odaklanması,
  2. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz değerlendirmeler yapması,
  3. Kaçma ve kaçınma davranışları,
  4. Normal işlevlerin kesintiye uğraması,
  5. Sosyal beceri eksikliği.

 
SOSYAL FOBİNİN BİLİŞSEL MODELİ
Arkowitz 1977’ de gözden geçirmede beş bilişsel mekanizma ve düşünce şeklini belirtmiştir:
   
1.     Sosyal fobikler sosyal ilişkilere daha olumsuz yüklemeler yaparlar. Örnek düşünce  ‘’ Bakın, ben herşeyi nasıl berbat ediyorum.’’ ve ‘ Benden bir şey çıkmayacak, ben size söylüyorum...’’
2.     Sosyal fobiklerin kendi sosyal davranışlarını abartılı, olumsuz düzeyde aşagılama eğilimleri vardır.
3.     Sosyal fobikler kendi davranışlarına aşırı bağlanmalar yaparlar, genellikle ise diğer kişilerin davranışlarına çok daha bağlıdırlar ( İKİLİ STANDART UYGULAMA).
4.     Kendileri için çok seçicidirler. Kendileri ile ilgili hoş, olumlu, durum yada olaylar önemsiz kabul edilip bir kenara konur, bunun yanı sıra yetersiz, doyumsuz olaylar anımsanır ve uzun süre üzerinde durulur.
5.     Sosyal ilişkilerde hoş olan durumlarda kendileri dışında neden ararla
(DIŞSAL YÜKLEME),  ancak hayal kırıklığı yaratan olayların nedenlerini kendilerinde ararlar.

Sosyal anksiyetenin güncel bilişsel kuramına göre bu rahatsızlıkta bilişsel olarak iki ana sorun söz konusudur:

  1. Başkalarıyla birlikte iken bir edimi (performance) başaramama ve buna bağlı olarak olumsuz değerlendirilme korkusu;
  2. Dikkatin bireyin kendi içsel uyaranlarına toplanması.

Sosyal anksiyetede sosyal bir beceri eksikliğinden çok sosyal bir varlık olarak kendini işlemeyle ile ilgili bir sorun söz konusudur.

            Beck’in İncelenme Anksiyetesi Modeli
            Çağdaş bilişsel terapinin kurucusu olan Beck, sosyal anksiyeteyi açıklayan ilk bilişsel modeli de geliştiren kişidir. Beck’in sosyal anksiyete bozukluğunun da içinde yer aldığı ve kendisinin ‘‘ incelenme anksiyetesi’’ (evaluation anxiety) adını verdiği durumlara ilişkin ortaya attığı ilk modele göre sosyal anksiyete, diğer insanlardan gelen sosyal kabul ve onayla ilgili tepkilere karşı aşırı duyarlılık, başarısız edim korkusu ve buna bağlı otonomik aşırı uyarılma hali olarak açıklanmıştır
Beck, sosyal anksiyete yaşantısını, bir ip cambazının yaşadıklarına benzetir.İp cambazının yere düşme korkusu gündelik hayattaki sosyal ortamlarda anksiyete duyan sosyal anksiyeteli bireyin yanlış şeyler yaparak ‘‘ itibardan düşme ’’ korkusuna benzetilebilir
İp cambazı düşmemek adına yapılması uygun olan katı bir eylemler dizisini belli belli bir biçimde gerçekleştirmek zorundadır
Benzer şekilde sosyal anksiyeteli birey için de sosyal ortamlardaki edimlerin çoğu (yemek yemek, konuşmak,yazı yazmak vb.) kişinin olgunluğunun ve yeterliliğin sınandığı bir sınav gibidir
Her eylem bireyin iç dünyasındaki imgesel bir izleyiciler topluluğu tarafından değerlendirilir ve becerikli-beceriksiz olarak sınıflandırılır; kişi güvenine yeterlilğine göre yargılanır
Beck, incelenme anksiyetesinin bütün sosyal ortamlarda, sınavlarda ve teke tek ilişkilerde ortaya çıkabileceğini belirtir.
Geliştirilmiş Sosyal Anksiyete  Modeli
        Beck’den sonra Clark ve Wells ve Rapee ve Heimberg, sosyal anksiyete bozukluğuna ilişkin yeni araştırma verilerini de kullanarak Beck’in ortaya attığı modeli geliştirmişlerdir
       Clark ve Wells’in modeline göre sosyal anksiyetenin en temel özelliği, kişinin çok güçlü bir biçimde çevresinde özel bir olumlu izlenim bırakma isteği duyması, ama diğer yandan da bunu gerçekleştirebilme yeteneğine olan belirgin güvensizliktir.
Bu modele göre sosyal anksiyeteli bireylerin, diğerleri tarafından olumsuz olarak değerlendirileceklerine inandıkları sosyal ortamlarda dikkatlerini çevreye değil kendilerine yöneltmeleri,bu rahatsızlığın bilişsel açıdan en önemli bileşenidir.
      Beck’in modelinde sosyal fobiklerin çevreden gelen olumsuz işaretlere aşırı odaklandıkları ve bunları olumsuz yorumladıkları öne sürülürken, Clark ve Wells asıl sorunun aslında çevreye odaklanmanın tam tersine bireyin kendisine ve içsel işaretlere aşırı odaklanması olduğunu öne sürmüşlerdir
. Sosyal anksiyeteli birey, diğerleri tarafından olumsuz değerlendirilme tehlikesi içinde olduğunu düşündüğünde, dikkatini kendisini gözleme ve değerlendirmeye odaklar.Bu dikkat kayması, bireyin o anda, anksiyetesine bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal ve bedensel tepkilerinin ve kendisiyle ilgili farkındalığının artışına, çevre ve diğer insanların davranışlarını doğru değerlendirememesine yol açar. Yani, sosyal fobikler aslında diğer insanların olumsuz tepkilerini işlemekten çok, kendi olumsuz değerlendirmeleriyle meşgul olurlar.
. Bu kendine aşırı odaklanma hali korkulan anksiyete tepkilerinin daha çok farkına varılmasına yol açar; yaşanılan durum ve diğer insanların tepkilerini işlemeye engel olur
. Sosyal anksiyeteli birey kendisini değerlendirmede kullandığı içsel-öznel bilgiyi diğer insanların kendisiyle ilgili düşündüklerine özdeş sayar. Bu bilişsel çarpıtma süreci ‘‘ duygudan çıkarsama’’ (emotional reasoning) adı verilen bir tür bilişsel çapıtmaya tipik bir örnektir.
.  Yani, sosyal anksiyeteli hastalar aşağılanmış hissetmekle aşağılanmayı; kontrolsüz hissetmeyle gerçekten kontrolsüzlülüğü; anksiyeteli hissetmekle anksiyeteli görünmeyi birbirine eş tutarlar. Sosyal ortam bu şekilde korkutucu olarak algılandığında ‘‘otomatik anksiyete programı ’’ hemen devreye girer.
. Rapee ve Heimberg’in sosyal fobi modeli, temelde Clark ve Wells’inkine benzemekle birlikte, bireyin zihinde oluşan,izleyiciler tarafından kendisinin nasıl görüldüğüne ilişkin içsel tasarımın, kendisinden beklendiğine inandığı standartları karşılamamasına vurgu yapılmaktadır
. Bu tasarım oluşturulurken uzun dönemli bellekten gelen bilgiler (önceki bu tür deneyimler gibi), iç işaretler (bedensel belirtiler,kızarma hissi,kalp atımlarında artış vb.) ve dış işaretler (seyircilerden gelen geri bildirimler) kullanılır
. Sosyal anksiyeteli bireyin, diğer insanların kendisinden yüksek ve acımasız standartlara uygun davranmasını beklediklerine inandığından, kendi edimlerinin bunu karşılayamadığı sonucuna ulaşması şaşırtıcı değildir
. Bu sonuca ulaşırken anksiyeteli birey, hem kendi iç işaretlerini (sesinin veya elinin titremesi, kızarma,yüzünün görünümü gibi) değerlendirir, hem de ortamdaki olumsuz işaretlere (esneyen biri, eleştirel bir yüz ifadesi gibi) son derece büyük önem atfeder.
. Ortamı yaşarken gerçekleşen bu bilişsel süreçlerin yanı sıra genel olarak sosyal  anksiyete  bozukluğu hastalarının sosyal ortamlardaki davranışları nedeniyle insanlar tarafından, ret edilecekleri, değersiz biri olarak görülecekleri biçiminde bilişsel yapıya yerleşik inançları vardır
. Bilişsel modele göre kişinin zihinsel akışı içinde ortama, yere, duruma özgü olarak ortaya çıkan ve kişiyi rahatsız eden bilişlere (cognition) ‘‘olumsuz  otomatik düşünce ’’ adı verilir.Sosyal fobiklerin sosyal ortamla karşılaştıklarında ortaya çıkan‘‘söylediklerim
aptalca ’’, ‘‘sıkıcıyım’’, ‘‘beni sevmediler’’, ‘‘sıkıntılı olduğumu fark ettiler’’ gibi otomatik düşünceleri koşullu inançlarıyla bağlantılıdır
. Koşullu inançlar, sayıltılar ve kurallar bireyin, o an için farkındalık alanında olmayan, ama arka planda hep var olan işlevsiz inançlarıdır. Bu işlevsiz inançlar, otomatik düşünceleri doğurur ve rahatsız edici etkiye yol açar
. Sosyal fobiklerdeki işlevsiz kurallar kendisi, çevresi ve sosyal edimle ilgilidir:
 ‘‘ Konuşmam kusursuz biçimde akıcı olmalı’’; ‘‘ Daime zeki ve parlak görünmeliyim ’’ gibi
. Bu hastaların sahip oldukları koşullu inançlara örnek olarak şunlar verilebilir:
‘‘Eğer biriyle farklı bir şeyler söylersem, bana aptal derler ve reddederler’’
 ‘‘Eğer saygılı görünürsem, insanlar hakkımda kötü düşünürler’’
. Bilişsel modele göre ara inançlar olan sayıltılar, kurallar ve koşullu inançlar, temel inanç da denilen koşulsuz-mutlak bir takım inançlardan kaynaklanır
. Sosyal fobiklerde sık görülen bazı temel inançlar ‘‘sıkıcıyım’’, ‘‘farklıyım’’, ‘‘eksiğim’’ ve ‘‘yetersizim’’dir.  

  KAYNAKLAR:

  1. Anksiyete  Bozuklukları, Editör: Prof. Dr. Raşit Tükel
  2. Anksiyete Bozuklukları, Klinik Uygulama Klavuzu. Emmelkamp, Bouman, Scholing ( çeviri ed: Doç.Dr. Ertuğrul Köroğlu)
  3. Anksiyete Bozuklukları Tanı, Ayırıcı Tanı, Komorbidite, Prof. Dr. Selçuk KIRLI

Untitled Document
 
Haberler
 

Grup Terapi
Dr. Ahmet KOYUNCU
Grup Terapilerine Baslamistir

BATI BAHAT HOSPITAL HALKALI TOPLU KONUTLARI 1. ETAP YANI / ISTANBUL
Tel : 0 212 471 33 00 - Iç Hat (116)

Uzm. Dr. AHMET KOYUNCU
hastalarını
Batı BAHAT Hospital’ da
kabul etmektedir.

Öğrencilere
% 15 indirim
uygulanmaktadır

Uzm. Dr. AHMET KOYUNCU Anksiyete bozukluklarında
Bilişsel- Davranışçı Terapi
Uygulamaktadır.


 
Özel Terapiler

Online Sayaç

 

 
Desing By CENGİZ CEYLAN